Değerlerimiz

Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu

Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu Cumhuriyetimizin önemli sosyolog, iktisatçı ve fikir adamlarından birisidir. 1901 yılında Erzurum’un Tortum ilçesinde doğmuştur. Babası Halil Fahri Bey’in memuriyeti dolayısıyla ilköğrenimini Erzincan ve Hakkâri’de yapmıştır. Malatya İdadisinden sonra Kayseri Sultanisinde başladığı öğrenimine İstanbul Sultanisinde devam etmiştir. 1922 yılında Posta – Telgraf Mektebini bitiren Fındıkoğlu aynı yıl Galatasaray Postanesinde görev almış ve İstanbul

Ziya Paşa

1829 yılında İstanbul Kandilli’de dünyaya gelmiştir. Asıl adı Abdülhamid Ziyâeddin’dir. Galata Gümrüğü kâtiplerinden olan babası Ferîdüddin Efendi, aslen Erzurum’un İspir kazasına bağlı Kerab köyündendir. Ziya Paşa, ilk eğitiminin ardından Süleymaniye civarındaki Mekteb-i Ulûm-i Edebiyye de, daha sonra da Beyazıt Rüştiyesinde okumuş, bir yandan da Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Henüz on altı on yedi yaşlarında iken

Yunus Kaya Hoca

1927 yılında Erzurum İli Tortum Yukarıödük köyünde dünyaya gelmiştir. İlköğrenimini kendi köyünde tamamlamış ve Askerlik çağına kadar köyünde Aşır Hafız dan Kur’an ve tecvid, Köyün İmamı Yunus Hoca’dan da fıkıh ve kelam ilimleri eğitimi almıştır. Uşak, Çanakkale ve Erzurum İl Müftülük görevlerinde bulunmuş ve Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde 18 yıl kelam ve tasavvuf dersleri

Yetim Hoca

Asıl adı Mustafa Zihni olan Yetim Hoca , çok küçük yaşlarda dayısı “Fetvacı Hoca” lakabı ile anılan Hacı Mehmet Efendi ile beraber Erzurum’a yerleşmiştir. Baba yüzü görmeden, dayısının himayesinde büyüdüğü için “Yetim” olarak anılmıştır. İlk eğitimini Pervizoğlu Medreselerinde alan Mustafa Zihni, zamanın birçok hocalarından ayrı ayrı dersler almıştır. Eğitim alanında getirdiği yeni metotların uygulanması, şehrin

Sümmânî

Sümmânî 1861 yılında Erzurum ili, Narman ilçesi Samikale köyünde doğmuştur. Gerçek adı Hüseyin’dir. Annesinin adı Nezife, babasının adı Hasan Ağa’dır. “Sümmânî” kelimesi; sert, sağlam, dayanıklı, iri kaya anlamına gelen ‘esamm’ kelimesinin çoğulu ‘sümmân’ın sonuna nisbet “i‘’si eklenerek ‘Sümmânî’ şekline dönüşmüştür. Sümmânî dokuz yaşlarında köyün sürüsünü otlatırken Ablak Taşı denilen yerde uyuyakalır. Rüyasında üç derviş görür.

Rıfkı Salim Burçak

1913 tarihinde Erzurum’un Ali Paşa mahallesinde dünyaya gelmiştir. İlk, orta ve liseyi Erzurum’da okuduktan sonra 1937 yılında mülkiyeden mezun olmuştur. Rıfkı Salim Bey, 1950 Genel seçimlerinde Demokrat Parti’den Erzurum milletvekili seçilmiş sırasıyla Menderes kabinesinde Gümrük Tekel ve Milli Eğitim bakanlığı yapmıştır. Gerek siyaset öncesi ve gerekse sonrasında Ankara ve Adana’daki yükseköğretim kurumlarında siyasi tarih ve

Refik Durbaş

Pasinler ilçesinde doğdu. Liseyi İzmir’de bitirdi. Devinim, Gösteri, Sanat Olayı, Soyut, Papirüs gibi dergilerdeki şiirleriyle dikkat çekti. Arkadaşlarıyla birlikte 1962-1964 arasında Evrim dergisini, 1967’de de Alan 67 dergisini yayınladı. İkinci Yeni esintisi ile başladığı şiir yaşamı, zamanla toplumcu yönelim kazandı. Kendine özgü dili ve benzetmeleriyle, baştan beri tavrını ve varlığını keskinleştiren, anlam kadar biçime de

Raci Alkır

Raci Alkır 1933 yılında Erzurum’da doğmuştur. Babası Şefik Bey İlkokulu bitirdikten sonra onu Erzurum’da bulunan Beyoğlu Terzihanesine çırak olarak vermiş ve Raci Alkır burada kalfalığa kadar yükselmiş ve zamanla Erzurum ve çevresinde tanınan bir terzi olmuştur. Erzurum Halk Evi bünyesinde kurulan Erzurum Halk Oyunları ve Halk Türküleri Derneği’nde Hulusi Seven yönetiminde kurulan halk müziği topluluğuna

Pir Ali Baba

Pir Ali Baba 472 yıldır şehrimizde devam etmekte olan Binbir Hatim geleneğini başlatan büyük zattır. Pir Ali Baba, Dutçu Köyünde (Tuzcu Mahallesi) yaşamıştır. (1500-1600) Helveti, Rufai, Kadiri, ve Nakşibendi tarikatlarında şeyhlik makamına yükselmiş, dergahında yüzlerce müritler bulunmuş ve bu dergahtan nice alimler yetişmiştir. Bir rivayete göre; Pir Ali Baba’nın yaşadığı tarihlerde Erzurum’da büyük depremler ve

Pabuçcu Zade Kadı Efendi

Pabuçcu Zade Kadı Efendi bir dönem dillere destan olmuş, keramet ehli bir şahsiyettir. Halk arasında anlatıldığına göre ‘’Kesin tarihi bilinmemekle beraber, Osmanlı döneminde Erzurum’a bir “Kadı” tayin edilmiştir. Erzurum’da vefat eden Pabuçcuzade Kadı Efendi, Ulu Caminin batı cephesinde bulunan çeşmenin arkasındaki dar bahçeye defnedilmiştir.